KPMG ve TEİD araştırması: Şirketlerin yüzde 64’ü yapay zekâ yönetişiminde net bir çerçeveye sahip değil
KPMG Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği (TEİD) tarafından hazırlanan araştırmaya göre, şirketlerin yüzde 64’ünde yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetişim çerçevesi henüz netleşmedi. Araştırmaya katılan kurumların yüzde 62’si ise önümüzdeki 12-24 ayda uyum teknolojilerine yönelik yatırımlarını artırmayı planlıyor.

KPMG Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği (TEİD), şirketlerin etik ve uyum süreçlerini ele alan “Uyumun Genişleyen Sınırları – Etik ve Uyum Araştırması Sonuçları 2026” raporunu yayımladı. Araştırma; yapay zekâ, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve değişen regülasyonların kurumların uyum süreçleri üzerindeki etkilerini ortaya koydu.
Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 64’ü kurumlarında yapay zekâ kullanımına ilişkin yönetişim çerçevesinin belirsiz olduğunu veya etik gündemin henüz oluşmadığını belirtti. Bu sonuç, yapay zekâ uygulamaları yaygınlaşırken etik ilkeler ve kontrol mekanizmalarının aynı hızda gelişmediğine işaret etti.
Uyum süreçlerinde teknoloji kullanımı yaygınlaşıyor
Araştırma, uyum faaliyetlerinde teknolojiden yararlanmanın özellikle operasyonel süreçlerde öne çıktığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 61’i ihbar hattı ve vaka yönetiminde, yüzde 58’i üçüncü taraf kontrollerinde, yüzde 55’i ise müşteri ve tedarikçi tanıma süreçlerinde teknolojinin aktif olarak kullanıldığını ifade etti.
Buna karşın, teknoloji yatırımlarının beklenen katkıyı sağlama konusunda bazı sınırlamalar bulunuyor. Katılımcıların yüzde 57’si kullanılan teknolojilerin beklenen faydayı yalnızca kısmen sunduğunu belirtirken, bütçe kısıtları yüzde 55 ile teknolojinin daha etkin kullanımının önündeki en önemli engel olarak öne çıktı. Üst yönetimin önceliklendirme eksikliği yüzde 49, sistem entegrasyonu sorunları ise yüzde 44 oranında dile getirildi.
Şirketlerin önceliğinde üçüncü taraf riskleri var
Şirketlerin uyum süreçlerinde en fazla zorlandığı alan, katılımcıların yüzde 50’sinin işaret ettiği üçüncü taraf ve tedarikçi risk yönetimi oldu. Kaynak ve yetkinlik eksikliği yüzde 41, kurum içi iletişim ve farkındalık sorunları ise yüzde 35 oranında öne çıktı.
Yaptırımlar da şirketlerin risk gündeminde önemli bir yer tutuyor. Katılımcıların yüzde 61’i yaptırımları öncelikli bir risk alanı olarak gördüğünü veya bu konunun kurumlarında merkezi ve sistematik biçimde yönetildiğini belirtti.
Yapay zekâ ve otomasyon uyumun geleceğini şekillendirecek
Araştırmaya katılan profesyonellerin yüzde 40’ı, teknoloji ve otomasyonun önümüzdeki dönemde uyum fonksiyonunun gelişiminde en belirleyici unsur olacağını düşünüyor. Katılımcıların yüzde 62’si de gelecek 12-24 ay içinde uyum teknolojilerine yönelik yatırımlarını artırmayı planlıyor.
Uyum fonksiyonunun gelecekteki sorumluluk alanları arasında algoritmik ve yapay zekâ destekli sistemlerin etik sonuçlarının yönetimi yüzde 31 ile ilk sırada yer alıyor. Kurum verilerinin üçüncü taraf teknolojiler ve modeller aracılığıyla yeniden kullanımı ise yüzde 24 ile öne çıkan diğer başlık olarak sıralanıyor.
KPMG Türkiye Şirket Ortağı Oytun Önder, uyum fonksiyonunun artık yalnızca kurallara uyumu denetleyen bir yapı olmaktan çıkarak kurumların karar alma süreçlerini, risk iştahını ve etik yaklaşımını şekillendiren stratejik bir role dönüştüğünü belirtti. Önder, yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyonun süreçleri daha etkin hale getirirken yeni sorumluluk alanlarını da beraberinde getirdiğine dikkat çekti.
Araştırma, uyum teknolojilerine yönelik yatırımların etkili sonuçlar üretmesi için güçlü yönetişim yapılarının, veri kalitesinin ve çalışan yetkinliklerinin de geliştirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
(Kaynak: Basın Bülteni)





Yorumlar