Sardis Ödülleri Jüri Başkanı Dr. Soner Canko: "Geleceğin finansı daha görünmez ama daha akıllı olacak"
- Efkan Kula

- 1 gün önce
- 6 dakikada okunur
Finans ekosistemindeki inovasyon ve pazarlama başarılarını görünür kılan Sardis Ödülleri, sekizinci yılında “Akıllı Finans Çağı: Otonom ve Akıllı Sistemler” temasıyla yenileniyor. Sardis Ödülleri’nin destekçileri arasında yer alan Fintek Haber olarak, Sardis Ödülleri Jüri Başkanı Dr. Soner Canko özel bir röportaj gerçekleştirdik. Canko ile finans sektöründeki dönüşümü, Sardis Ödülleri'nin yeni kategori yapısını ve geleceğin finans dünyasını konuştuk.

Finans dünyası, dijitalleşmenin ötesine geçerek yapay zekâ, veri odaklı teknolojiler ve otonom sistemlerin etkisiyle yeni bir döneme giriyor. Finansal hizmetlerin yalnızca daha hızlı ve erişilebilir hale gelmediği; karar alma, kişiselleştirme ve müşteri deneyiminin de yeniden şekillendiği bu dönemde, inovasyonun yarattığı değer kadar toplumsal etkisi de önem kazanıyor.
Finans ekosisteminde hayata geçirilen inovasyon ve pazarlama başarılarını kutlamak, başarılı çalışmaları görünür kılmak ve finans dünyasının paydaşlarına ilham vermek amacıyla düzenlenen Sardis Ödülleri, bu yıl sekizinci kez gerçekleştiriliyor. Fintek Haber olarak destekçileri arasında yer aldığımız Sardis Ödülleri, “Akıllı Finans Çağı: Otonom ve Akıllı Sistemler” temasıyla finans sektöründeki dönüşümü ve geleceğin önceliklerini odağına alıyor. Bu kapsamda ödüllerin kategori yapısı da finans dünyasının değişen ihtiyaçlarına paralel olarak yeniden yapılandırılıyor; ESG İnovasyonu, Finansal Erişilebilirlik, Finansal Dayanıklılık, Akıllı Teknolojiler ve Geleceğin Finansı gibi başlıklar yarışmaya dahil ediliyor.
Kazananların 5 Kasım 2026 tarihinde Brand Week Istanbul kapsamında Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek törende ödüllerini alacağı Sardis Ödülleri kapsamında, finans sektörünün dönüşümünü ve geleceğin finans dünyasını Yönetim ve Strateji Danışmanı Dr. Soner Canko ile konuştuk. Sardis Ödülleri Jüri Başkanlığı’nı üstlenen Canko; ödüllerin sekiz yıllık yolculuğundan finansal inovasyonun toplumsal fayda boyutuna, Türkiye fintech ekosisteminin küresel ölçekte rekabetçi hale gelmesi için atılması gereken adımlardan otonom sistemlerin finans dünyasındaki rolüne ve ödül başvurularında dikkat edilmesi gereken noktalara kadar pek çok başlıkta değerlendirmelerini paylaştı.
Sardis Ödülleri’nin çıkış noktasında nasıl bir vizyon vardı? Geçen sekiz yılın ardından bugün finans sektöründe nasıl bir değer yarattığını düşünüyorsunuz?
Sardis Ödülleri’nin çıkış noktasında, finans sektöründe gerçekleştirilen yenilikçi ve fark yaratan çalışmaların görünür kılınması ve bu çalışmaların sektörün gelişimine katkı sağlayacak bir hafıza oluşturması vizyonu vardı. Çünkü inovasyon yalnızca yeni bir ürün veya teknoloji geliştirmekten ibaret değil; aynı zamanda iyi örneklerin paylaşılması, çoğaltılması ve sektöre ilham vermesiyle anlam kazanıyor.
Sekiz yılın sonunda Sardis’in en önemli değerlerinden birinin bu hafızayı oluşturmuş olması olduğunu düşünüyorum. Her yıl başvurular üzerinden finans sektörünün hangi alanlara odaklandığını, müşteri beklentilerinin nasıl değiştiğini ve teknolojinin iş yapış biçimlerine nasıl yansıdığını gözlemleyebiliyoruz.
Bugün Sardis’i yalnızca başarılı projeleri ödüllendiren bir platform olarak değil, finans sektörünün dönüşümünü takip eden ve bu dönüşümü kayıt altına alan bir yapı olarak görüyorum. Ödüllendirilen çalışmalar, gelecekte sektörün nereden nereye geldiğini anlamak açısından da önemli bir referans oluşturuyor.
Sardis Ödülleri bu yıl “Akıllı Finans Çağı: Otonom ve Akıllı Sistemler” temasıyla önemli bir dönüşüm geçiriyor. Bu temayı belirlerken finans sektöründe hangi değişimleri gözlemlediniz?
Finans sektöründe çok önemli bir eşikten geçtiğimizi düşünüyorum. Bir önceki dönemde dijitalleşme, finansal hizmetlerin daha hızlı, erişilebilir ve kullanıcı dostu hale gelmesini sağladı. Bugün ise bunun bir adım ötesine geçiyoruz. Yapay zekâ ve veri odaklı sistemler artık yalnızca bize bilgi sunan veya süreçleri hızlandıran teknolojiler olmaktan çıkıyor; öğrenebilen, öngörüde bulunabilen ve belirli ölçülerde karar ve aksiyon süreçlerine dahil olabilen sistemlere dönüşüyor.
“Akıllı Finans Çağı: Otonom ve Akıllı Sistemler” temasını belirlememizin temel nedeni de bu dönüşüm. Önümüzdeki dönemde finansal hizmetlerin nasıl üretildiği kadar, kararların nasıl alındığı ve müşteriye nasıl sunulduğu da değişecek.
Burada önemli olan, otonom sistemlerin insanın yerini alması değil; insanın karar alma kapasitesini güçlendiren, daha kişiselleştirilmiş, daha hızlı ve daha doğru finansal hizmetlerin ortaya çıkmasını sağlaması. Dolayısıyla önümüzdeki dönemin asıl rekabet alanının teknolojiyi kullanmak değil, teknolojiyi anlamlı bir değer yaratacak şekilde kullanabilmek olacağına inanıyorum.
Sardis Ödülleri’nin yenilenen kategori yapısı ve yeniden yapılandırılan bölümleri hakkında bilgi verir misiniz?
Sardis’in kategori yapısını bu yıl finans ekosistemindeki dönüşümü ve sektörden gelen geri bildirimleri dikkate alarak kapsamlı biçimde güncelledik. Finans ekosisteminde faaliyet gösteren kuruluşların inovasyon ve pazarlama alanındaki başarılarını daha doğru ve güncel bir çerçevede değerlendirebilmek amacıyla, yarışmamızı altı ana bölüm altında yeniden yapılandırdık.
Özellikle İnovasyon Bölümü’nde ESG İnovasyonu, Finansal Erişilebilirlik, Finansal Dayanıklılık ve Katılım Finansman İnovasyonu gibi yeni alanlara yer verdik. Girişimcilik tarafını ise “Geleceğin Finansı” ve “Ekosistem Liderliği” başlıkları altında yeniden ele alarak hem fintech girişimlerinin hem de girişimcilik ekosistemine katkı sağlayan kurumların çalışmalarını daha görünür hale getirmeyi hedefledik.
Teknoloji tarafında “Akıllı Teknolojiler” başlığıyla açık finans, RegTech, yeni nesil ödeme sistemleri ve dijital varlıklar gibi geleceğin finans ekosistemini şekillendiren alanları programa dahil ettik. Yaratıcılık ve pazarlama bölümlerini de değişen iletişim dünyasına uyum sağlayacak şekilde güncelledik.
Bunun yanı sıra tüm kategori açıklamalarını gözden geçirerek başvuru sahipleri için daha açık ve yol gösterici hale getirdik. Temel amacımız, Sardis’in yalnızca bugünün başarılı çalışmalarını değil, finans dünyasının değişen ihtiyaçlarını ve gelecekte öne çıkacak inovasyon alanlarını da kapsayan bir platform olmaya devam etmesi.
Bu yıl ESG İnovasyonu, Finansal Erişilebilirlik ve Finansal Dayanıklılık gibi kategoriler eklendi. Finansal inovasyon kavramının toplumsal fayda boyutunun giderek güçlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Finansın toplumsal etkisi çok büyük. Finansal hizmetlere erişim, ekonomik dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve bireylerin finansal kararlarını daha sağlıklı verebilmesi doğrudan toplumun refahıyla ilişkili. Bu nedenle finansal inovasyonun yalnızca ticari sonuçlar üzerinden değerlendirilmesinin artık yeterli olmadığını düşünüyorum.
Örneğin bir çözüm daha fazla müşteriye ulaşmayı sağlayabilir; ancak aynı zamanda finansal hizmetlere daha önce erişemeyen bir kesimin sisteme dahil olmasını sağlıyorsa, yarattığı değer yalnızca ticari değildir. Benzer şekilde bir kurumun operasyonel verimliliğini artıran bir teknoloji, finansal sistemin dayanıklılığını da güçlendirebilir.
Bu nedenle toplumsal faydayı inovasyonun karşısında duran ayrı bir başlık olarak değil, inovasyonun giderek daha önemli bir parçası olarak görmek gerekiyor. Sardis’teki yeni kategorilerle de bu yaklaşımı görünür kılmak istiyoruz.
Finansın diğer sektörlerdeki stratejik rolü nasıl değişiyor?
Finans artık birçok sektörün arka planında çalışan bir hizmet olmaktan çıkıp, ürün ve müşteri deneyiminin doğrudan bir parçası haline geliyor. Gömülü finans, açık finans ve servis bankacılığı bu dönüşümün en önemli göstergeleri.
Bugün bir tüketici bir ürün satın alırken kredi veya sigorta hizmetiyle; bir yolculuk sırasında ödeme ve finansman çözümleriyle; bir dijital platformda ise farklı finansal hizmetlerle karşılaşabiliyor. Dolayısıyla finansal hizmetin müşteriye sunulduğu yer ile finans kuruluşunun kendisi arasındaki mesafe giderek kapanıyor.
Bu da finans sektörünü diğer sektörlerin stratejik ortağı haline getiriyor. Aynı zamanda finans dışındaki şirketler için de önemli bir fırsat yaratıyor. Önümüzdeki dönemde başarılı olacak şirketlerin yalnızca kendi sektörlerindeki gelişmeleri değil, finansal hizmetlerin kendi müşteri deneyimlerini nasıl dönüştürebileceğini de düşünmeleri gerekecek.
Sardis açısından baktığımızda da bu nedenle finansal inovasyonun sınırlarını genişletmek önemli. Çünkü geleceğin finans ekosistemi yalnızca finans şirketlerinden oluşmayacak.
Türkiye'nin fintech ekosistemini küresel ölçekte rekabetçi hale getirmek için sizce hangi alanlara daha fazla yatırım yapılması gerekiyor?
Türkiye’nin güçlü bir girişimcilik kültürü, genç ve teknolojiye adapte olabilen bir nüfusu ve büyük bir finansal pazar avantajı var. Bunun yanında ödeme sistemleri, dijital bankacılık ve finansal teknolojiler konusunda önemli bir birikim oluşturduk. Şimdi bu birikimi küresel ölçekte ürün ve şirketlere dönüştürme aşamasına daha güçlü biçimde odaklanmamız gerekiyor.
Bunun için birkaç alanı özellikle önemli görüyorum. Öncelikle yapay zekâ, veri altyapısı ve siber güvenlik gibi temel teknolojilere yatırımın artırılması gerekiyor. İkinci olarak, fintech girişimlerinin yalnızca Türkiye pazarına değil, en başından itibaren bölgesel ve küresel pazarlara göre ürün geliştirebilmelerini desteklemeliyiz.
Bunun yanında yetenek konusu kritik. Finans ve teknolojinin kesişiminde çalışan; hem finansal sistemleri hem de yeni teknolojileri anlayabilen insan kaynağına ihtiyacımız var.
Son olarak düzenleyici ortam ile inovasyon arasındaki dengeyi korumak önemli. Güvenilir ve öngörülebilir bir ekosistem, hem yerli girişimlerin büyümesini hem de uluslararası sermayenin Türkiye’ye ilgisini destekler. Türkiye’nin bundan sonraki hedefi yalnızca fintech kullanan bir pazar olmak değil, dünyaya fintech çözümleri ihraç eden bir merkez haline gelmek olmalı.
“Geleceğin finansı” dendiğinde sizin zihninizde nasıl bir finans dünyası canlanıyor?
Ben geleceğin finansını daha görünmez ama daha akıllı bir finans dünyası olarak görüyorum. Finansal hizmetlerin hayatımızdan ayrışmış, başlı başına bir işlem olarak karşımıza çıkmak yerine günlük deneyimlerimizin doğal bir parçası haline geleceğini düşünüyorum.
Bugün birçok finansal kararı ve işlemi bizim gerçekleştirmemiz gerekiyor. Araştırıyor, karşılaştırıyor, seçiyor ve sonrasında işlem yapıyoruz. Gelecekte ise yapay zekâ destekli sistemler ve otonom ajanlar, bizim belirlediğimiz ihtiyaçlar ve sınırlar çerçevesinde bu süreçlerin önemli bir bölümünü üstlenebilecek. Doğru ürünü bulmak, seçenekleri karşılaştırmak, koşulları değerlendirmek ve uygun çözümü önermek gibi süreçler giderek daha fazla akıllı sistemler tarafından yürütülecek.
Bu noktada finans dünyası için önemli bir dönüşüm yaşanacak. Gelecekte mesele yalnızca finansal verilerin veya ödeme bilgilerinin güvenliği olmayacak; kullanıcıların kendi adlarına işlem yapabilen sistemlere hangi yetkileri, hangi sınırlar içinde vereceği de kritik hale gelecek. Dolayısıyla daha otonom bir finans dünyası aynı zamanda daha güçlü bir güven, yetkilendirme ve sorumluluk altyapısı gerektirecek.
Müşteri bir finansal hizmet almak için her zaman “finansal işlem yapıyor” olduğunun farkında olmayabilir. İhtiyacı ortaya çıkmadan önce öngörülen, kişiye göre şekillenen ve doğru zamanda doğru hizmeti sunabilen sistemler yaygınlaşacak. Finans, kullanıcı için daha görünmez hale gelirken, arka planda çok daha akıllı ve karmaşık bir ekosistem çalışacak.
Ancak geleceğin finansını yalnızca yapay zekâ veya otomasyon üzerinden tanımlamak eksik olur. Daha akıllı finans aynı zamanda daha güvenilir, daha kapsayıcı, daha dayanıklı ve daha sorumlu bir finans anlamına gelmeli.
Benim için geleceğin finansının temel sorusu “Ne kadar teknoloji kullanıyoruz?” değil; “Teknolojiyi kullanarak insanlara ve ekonomiye ne kadar daha fazla değer yaratabiliyoruz?” olacak.
Son olarak Sardis Ödülleri’ne başvuracak kurumlara hangi önerilerde bulunmak istersiniz?
Başvurularını hazırlayan kurumlara en temel tavsiyem, hikâyelerini kullandıkları teknolojinin gölgesinde bırakmamaları olur. Kurumlar bazen altyapının yeniliğine o kadar odaklanıyor ki, çözdükleri asıl problemi ve yarattıkları değeri anlatmayı gözden kaçırabiliyorlar. Bu nedenle ilk kural: Jürinin karşısına önce inovasyonun teknik detaylarıyla değil; hangi sorunu çözdüğünüzle ve kimin hayatında nasıl bir fark yarattığınızla çıkın.
İkinci olarak, bu yarattığınız etkiyi jüriye doğru araçlarla hissettirebilmek çok kritik. İşte burada şeffaf, ölçülebilir metriklerin yanı sıra, projenin ruhunu ve yolculuğunu anlatan iyi kurgulanmış bir 'case video' (vaka videosu) devreye giriyor. Karmaşık finansal süreçleri, elde edilen somut sonuçları ve müşteri deneyimindeki iyileşmeyi derli toplu bir videoyla, doğrulanabilir veriler eşliğinde anlatmak, jürinin projeyi tam anlamıyla içselleştirmesi açısından muazzam bir fark yaratıyor.
Sardis’in sekiz yıllık geçmişine baktığımızda her zaman şu gerçeği görüyoruz: En karmaşık teknolojileri kullananlar değil; teknolojiyi en doğru ihtiyaca yönlendirip, bu süreci jüriye en berrak, en anlaşılır ve görsel açıdan en etkili şekilde sunabilenler her zaman bir adım öne çıkıyor.
Yarışmaya başvurular ve detaylar için: https://sardisawards.com
Fintek Haber




Yorumlar